Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, geçmişte büyük salgınlarla anılan vebanın günümüzde tamamen ortadan kalkmış bir hastalık olmadığını belirterek, özellikle ani başlayan yüksek ateş, titreme, belirgin halsizlik ve ağrılı şişmiş lenf bezlerinin dikkate alınması gerektiğini, komplikasyonların önlenmesinde önemli olduğunu vurguladı.
"Veba üç farklı klinik tabloyla ortaya çıkabilir"
Hastalığın farklı klinik formlarda görülebildiğini belirten Hraloğlu, şöyle devam etti:"Veba temel olarak bubonik, septisemik ve pnömonik olmak üzere üç farklı klinik tabloyla karşımıza çıkabilir. Bubonik vebada lenf bezleri ön planda etkilenirken, septisemik vebada bakterinin kan dolaşımına yayılması söz konusudur. Bu durumda yüksek ateş, ağır halsizlik, dolaşım bozukluğu, karın ağrısı ve kanama bulguları gelişebilir."Pnömonik vebanın ise akciğerleri etkilediğini kaydeden Hraloğlu, "Pnömonik vebada ateş, öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve hızla ilerleyen zatürre tablosu görülebilir. Bu form, solunum yoluyla kişiden kişiye bulaşabilmesi nedeniyle ayrıca önem taşır" değerlendirmesinde bulundu.
"Erken tedavi hayati önem taşıyor"
Vebanın günümüzde uygun antibiyotiklerle tedavi edilebildiğini vurgulayan Hraloğlu, tedavide gecikmenin hastalığın ağırlaşmasına neden olabileceğini belirtti.Hraloğlu, "Veba, erken tanı konulup uygun antibiyotik tedavisine başlandığında tedavi edilebilir bir enfeksiyon hastalığıdır. Ancak özellikle tedavi geciktiğinde enfeksiyon kan dolaşımına veya akciğerlere yayılabilir ve yaşamı tehdit eden ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle klinik şüphe oluştuğunda zaman kaybedilmemesi önemlidir" dedi.Belirtilerin başka enfeksiyon hastalıklarıyla karışabileceğini de ifade eden Hraloğlu, "Tek başına ateş ya da lenf bezi şişliği veba tanısı koydurmaz. Hastanın klinik bulguları ile birlikte seyahat öyküsü, kemirgen veya pire teması ve riskli bölgelerde bulunup bulunmadığı da mutlaka değerlendirilmelidir" diye konuştu.